Kurumdaşlık (Employeeship)

Kurumdaşlık (Employeeship) 

Çalışan Olma Bilinci

Yöneticileri her şeyden sorumlu olduğunda dair genel bir görüş vardır. Yöneticiler tüm başarısızlıkların ve başarıların sebebi olarak görülürler. Mali sonuçların kötü olması, yönetimin kötü olması demektir. Şirket içindeki çekişmeler yine kötü yönetime yüklenir. Yöneticinin davranışları, yönetim tarzı, motive etme, iş delege etme, organize etme, planlama becerileri, sağlığı, özel hayatı ve kuruluşun başarı ve başarısızlığının en önemli faktörler olarak kabul edilir. Yöneticilikle ilgili yayınların da yöneticinin rolünü ön plana çıkardığını görüyoruz. Bu yayınlarda iyi ve kötü yöneticinin tanımı yapılır. Şüphesiz kuruluşlarda iyi yöneticiler de kötü yöneticiler de vardır.

Peki ya diğer çalışanlar? Elemanların da iyi ve kötü özelliklere sahip olanları yok mudur? Yöneticilikle ilgili yayınlarda iyi ve kötü elemanın nasıl olması gerektiğine dair çok fazla açıklama bulamayız. Bunun bir çok nedeni olabilir. Örneğin, yönetim kitaplarında, kuruluşların başarısında çalışanların iyi ve kötü olması önemli bir etken olarak gösterilmez. Kişilerin, iyi bir çalışan olmanın anlamını zaten bildikleri düşünülür.

TMI’ın Yaklaşımı

TMI’a göre kuruluşların başarısı yalnızca iyi yöneticilere bağlı değildir; elemanların da “iyi eleman” olması gerekir. Kuruluşun başarısını ve ya başarısızlığını büyük ölçüde belirleyen unsur, özellikle bu iki grup arasındaki etkileşimdir.
Bir futbol takımında teknik direktörün ve oyuncuların hepsinin tüm enerjilerini, karşı takımın kalesine gol atmak ve kendi kalelerini korumak için harekete geçirmeleri gibi, bir şirkette de çalışanların tümünün enerjilerini şirketin başarısı harekete geçirmeleri, temel amaç olmalıdır.

TMI’a göre her çalışan şirketin verimlilik, ilişkiler ve kalite alanları içerisinde hedeflere yönelik ve içten bir çaba göstermeli ve şirketi ve işi konusunda özel bir benimseme şekli sergilemektedir. Bu benimsemeye, ‘Kurumdaşlık’ adını vermekteyiz.

Kurumdaşlık bir TMI kavramıdır. ‘Kurumdaş’ kavramı, ‘işe alınmış’ kişiyi tanımlar. Hem elemanlar hem de yöneticiler veya liderler işe alınmış kişiler olduğu için liderlik de kurumdaşlığın bir unsuru olarak düşünülebilir. Nasıl ki,

  • Vatandaşlık bilinci, iyi bir vatandaş olmanın,
  • Ortaklık bilinci, iyi bir ortak olmanın,
  • Üyelik bilinci iyi bir üye olmanın,
  • Dostluk bilinci, iyi bir dost olmanın,
  • Akrabalık bilinci, iyi bir akraba olmanın,
  • Liderlik bilinci, iyi bir lider olmanın gerektirdiği özellikleri anlatıyorsa,

Kurumdaşlık bilinci de, iyi bir çalışan olmanın gerektirdiği özellikler anlatmaktadır. Tüm çalışanlar şirketin devamı ve gelişmesini içtenlikle istediği zaman o şirkette Kurumdaşlık bilincinin olduğu söylenebilir. Bir elemanın ‘Kurumdaşlık’ bilincini ortaya koyamaması, o kişinin bunu istemediği ya da bu yönde motive edilemeyeceği anlamına gelmez. Belki, iyi bir çalışan olmanın anlamı, o bireyin kafasında yeterince açık değildir. Belki de konu üzerinde yeteri kadar durulmamış, tartışılmamıştır. İşe alınırken yapılan görüşmede veya günlük çalışma hayatında yeterli ölçüde bilgi verilmemiştir. ‘Kurumdaşlık’ semineri, kuruluşta Kurumdaşlık Kütürü’nün temelini:

  • Sorumluluk
  • Bağlılık
  • İnisiyatif 

kavramları üzerinde kurmaktadır. Bu üç kavram, ‘İyi çalışan’ tanımlamasına uyan kişilerin tutum ve davranışlarındaki temel özellikleri anlatır.

Kurumdaşlık, her çalışanın:

  • Kendi çıkarları ve şirketin çıkarlarını senkronize ederek elinden gelenin en iyisini yapması,
  • Şirketin ulaşacağı sonuçlar konusunda sorumluluk hissetmesi,
  • Şirketin başarısını içtenlikle istemesi ve bunun için gayret göstermesi,
  • Şirketin hedeflerine ve şirkette çalışan diğer insanlara bağlılığını her zaman göstermesi, bir takım ruhunun yaratılmasına, korunmasına katkıda bulunması,
  • Şirketin daha iyi yerlere ulaşması, gelişmesi ve işlerin yolunda gitmesi için inisiyatif kullanması ile kuruluş içinde Kurumdaşlık bilinci yaratılması demektir.